futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
on 4.30.2013
Ülkemizi İspanya'nın Atletico Madrid takımında layıkıyla temsil eden Arda Turan bugün yapılan basın toplasında Fenerbahçe'ye Avrupa Ligi'nde Benfica maçında yapacağı kritik maç öncesinde başarılar dilemiş. Bir Fenerbahçeli olarak kendisi Türkiye'de Galatasaray'da oynarken bile severek izlediğim futbolculardan bir tanesidir.

Arda Turan

on 2.25.2011
Oyun tutkusu gerçek anlamda bir çok garip olaya sebebiyet vermiştir. Hatta bunun en taze örneği; 3 gün boyunca bir internet kafede oyun oynayarak hayatını kaybeden Çinli'dir.

football manager Middlesbrough
on 9.04.2010
Bir çok futbol programına jenerik olmayı başarmış frikik golü olan Roberto Carlos'un Fransa'ya attığı gol, hepimizin aklında silinmez bir iz bırakmıştır. Zira top kalenin dışına gidecek gibiyken falso alarak kaleye gitmiş ve gol olmuştu. Bu durum karşısında Fransa milli takım kalecisi de bakakalmıştı.

Roberto Carlos - Kalite Blog

on 4.19.2010
Kendimi bildim bileli Türk futbolu hep kavgalarla, hep dövüşlerle anılmakta, bilinmekte. Gerek milli gerekse takım bazında bu kavga dövüşten aldığımız cezanın haddi hesabı yok ama "Yenilen pehlivan güreşe doymazmış" gibi bir atasözümüzün varlığından olsa gerek ki hiçbir şekilde futbolumuzda herhangi bir değişim gözlenemiyor.

Fenerbahçe Beşiktaş Maçı - Kalite Blog
on 9.15.2009
Futbolda yaşanan hezimetin aksine basketbol milli takımımız Avrupa şampiyonasında harikalar yaratıyor. Turnuvada oynadığı 5 maçın hepsini kazanarak dikkatleri üzerine çekti. Ayrıca bu yendiği takımlar turnuvanın favorisi olan ve şampiyonlara oynayan takımlar.

Aynı gelişmelerin futbolda da olmasını çok isterdik. Ama her zaman istediğimiz gibi olmuyor. Ama yine de son Avrupa şampiyonasında futbol takımımızın yaşattığı duyguları ömür boyu unutamayız herhalde.

Milli açıdan bütün takımlarımızı gönülden desteklemeye hazırız. Bazen yenilir birlikte üzülür, bazen de kazanır birlikte seviniriz. Bugün haber sitelerinin birinde bir manşet gözüme çarptı ve bu manşet gerçekten çok ağırdı. Bu manşeti atan haber sitesinin reklamı olmasın diye ismini yazmıyorum. ama bu yaptığı büyük hakaret ve sırf dikkat çekmek, reklam yapmak için yapılmış bir harekettir.İşte o manşet:


Basketbol Milli Takımı - Kalite Blog
on 4.13.2009
Aşağıdaki görüntüler bir boks maçına değil futbol maçına aittir:



Ayrıca bu maç amatör kulüpde oynanan bir maç değil. Türkiye profesyonel liglerinin en üst kademesinin en büyük iki köklü takımına ait bir maçtır:


Bari kimse görmesin, rezil olmayalım diye düşünüyorsanız; çok geç. Çünkü bu maç bir çok dünya TV'lerinde canlı yayınlandı:


Bütün bunlar maçın genel özetidir. Çünkü adı futbol maçı olan bu müsabakada futbol adına hiçbir şey yoktu.

Galatasaray:2-Fenerbahçe:2
İki takımda ikişer kırmızı kart gördü.


Goller:0-0

Bir dahaki futbol maçında dövüşmek üzere...
on 4.10.2009

1. İyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi.

2. Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu.

3. Maçların hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi.

4. Hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca maç biterdi.

5. Uç korner bir penaltıydı.

6. Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı.

7. `Frikiklerde açıl biraz` denince `Burası Ali Sami Yen mi` şeklinde cevap verilirdi.

8. Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.

9. Kaleci topu 3 kere sektirirse rakibe `Açılsana 3 kere sektirdim` derdi, rakip açılırdı; efendilik vardı.

10. Top insanın pek münasip olmayan bir tarafına gelirse herkes `işe işe!` diye bağırırdı.

11. Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı.

12. Abanma ve burun vurmak yoktu, vurulursa eleştirilip kınanırdı.

13. Tanju, Rıdvan, Metin, Ali, Feyyaz, Hagi, Hakan, Hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı.

14. Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı.

15. Klişe laflar vardı: `At bakayim abinin kıllı göğsüne!`

16. Elin avantajı olmazdı.

17. Bel üstü gol sayılmazdı.

18. Taçtan kendi önüne atıp başlatılınca, taç değişirdi.

19. Maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına o karar verirdi, saygı vardı.

20. Maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak eskimo, meybuz, litrelik gazozuna vb. ürünlerden oluşurdu

21. Pas vermeden sadece çalım atarak gol atılırsa sayılmazdı.

22. Frikiklerde baraj mesafesi, frikiği kullanacak olan kişinin koca bir zıplayışının akabinde 3 koca adım atmasıyla belirlenirdi... Büyük atılan adıma karşılık olarak rakip takım "sen tuvalete de mi böyle gidiyon?" diyerek ortalığı kızıştırırdı.

23. Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı.

24. Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse rakip takım direk o kişiyi yüceltip "adamın gol diyo" diyerek golü alırlardı. Golü kabullenen kişi de kaleye veya defansa alınırdı.

25. Varsa hakeme yapılan en dolu dizgin hakaret: "hakeme gözlük, eline de sözlük" tü.

26. Oynayacakların sayısı eğer tek ise, güçsüzlerden biri devre değiştirerek gönlü alınırdı.

27. Penaltılarda eğer takımınız açık ara farkla öndeyse kaleciye vurdurulurdu. Ama en güçlü forvetiniz penaltıyı kullanacaksa, hemen rakip kalecinin gönlü alınırdı: "Merak etme olm, teknik vuracam". Kaleciler genelde "Abanmak yok oğlum" derlerdi.

28. Sabit bir kaleci yoksa 2 golde bir veya dakika usulü oyuncular aralarında değişirdi. Kalecilik sırası "Sonum bir Allah" diye kim başlarsa o kişiden geriye sayılırdı.

29. Dizde veya ayak ucunda top sektirerek de sıra belirlendiği olurdu (genellikle 9 aylık veya 21 aylık gibi oyunlarda). Bu durumlarda ilk sektirmek isteyen "Birim bir Allah, kırmızı bayrak, yeşil kitap" derdi.

30. Kaleci oyuncu kavramı vardı. Takımların genellikle iyi oyuncuları bu kutsal göreve kendilerini adarlardı.

31. Eğer bir oyuncu faule maruz kalmışsa ama devam etmek istiyorsa, rakip futbolculardan birinin yürümesini dahi bahane ederek: "Adamın devam ediyor." derdi.

32. Milli birlik ve beraberliğimiz mahalle maçlarında başlamıştır. Önce maçlar yapılır... Centilmenlik skora yansımazsa sopalar, taşlar konuşurdu.

33. "Atan alır" kuralı vardı. Eğer top kime çarpıp çıkmışsa topun gittiği yer neresi olursa olsun koşa koşa gidip alırdı.

34. Mahallenin abileri kaleci alıştırırlardı ve buna göre puan verirlerdi. Aralarında kavga eden çocukların puanı kesilirdi.

35. Skor ne olursa olsun akşam saati yaklaştığında "Golü atan kazanır." kuralı işlerdi.

36. Maçlardan sonra su sırasına girmek ayrı bir davaydı ve mutlaka koşa koşa gidilirdi. Genellikle yaşlı amca veya teyzeler, zemin katta oturanlar bu işin acımasız kurbanlarıydı.

37. El kasti değilse (bunu da o zamanlar nasıl ayırıyorsak hiç anlamış değilim) o top direkt kaleye kullanılmaz, "kasti değilki oğlum, gol olmaz." denirdi...

38. Eğer kaleci dahil herkes çalımlanmışsa; o top çizgiye kadar götürülür ya popo dürtmesi yada yere yatıp kafa, burun, alın gibi vucut kısımlarının dürtmesi ile gol atılırdı.

39. Kalecinin degajla gol atabilmesi bir yetenekti fakat gene de gol sayılmazdı. Karşılıklı atışmaların sonunda yoldan geçen herhangi biri hakem yapılırdı ve sonuca o karar verirdi.

40. Para o zamanlar kolay bulunmadığından maçın hangi takım tarafından başlatılacağına; bir tarafına tükürülmüş yassı bir taşın havaya atılıp, yaş mı,kuru mu seçiminde doğru tarafı bilen tarafın başlaması yöntemi ile karar verilirdi.


Not: Maddelerin hepsi alıntıdır. Çok beğendiğim için siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istedim. Nerdeyse hepsi çocukluğumuzdaki futbol gerçekleriydi. Ben okurken hep yüzümde tebessümle karışık bir hüzün ifadesi oluştu. Çünkü ne yalan söyleyeyim o günleri çok özledim.